• Güneye Yerleşmek

KALİTELİ ZAMAN

Hayır.


Evde kalmak zorunda olduğum bu günlerde, sanal ortamda ziyaret edebileceğim 12 müzeyi gezmek istemiyorum. Bu aralar ücretsiz olan, online derslere katılmak da istemiyorum.

Halka açılan sanal kütüphaneleri gezmek istemiyorum mesela. Her gün kitap okumak, yoga ya da pilates yapmak da istemiyorum. İşim gereği yemek yapmak durumundayım; ama yiyeceğimizden fazla yemek yapmak, yeni tarifler denemek istemiyorum. Bilakis, kendimi daha güvende hissedeceğim, anne yemeklerini yapmak istiyorum. Evlerimizde, sokağa çıkma özgürlüğünden mahrumuz; ama bir taraftan da hiç bir şeye yetişme zorunluluğu olmadan kendimizle ya da ailemizle kalma şansına sahibiz. Sabah uyandığımda, aslında hiç bir şey yapmak zorunda olmadığımı keşfetmek uzun zamandır unuttuğum, büyük bir lüks. Özellikle, işe gitmek zorunda olan insanları ya da virüsle iç içe çalışmak zorunda olan sağlık çalışanlarını düşündüğümde.

Boş zaman, uzun süre önce doldurulması gereken bir zaman dilimine dönüştü. Biraz nostaljik olacak, eskiden "boş zamanlarında neler yaparsın?" sorusu vardı. Cevabı da çoğunlukla kitap okumak, film izlemek, müzik dinlemek gibi alışılmış yanıtlar olurdu. Artık müzik, metrodaki ya da trafikte geçen zamanı dolduracak bir araç. En son ne zaman sadece müzik dinlediniz, bir parçayı araştırdınız? Spotify'ın akıllı algoritması size seveceğiniz müzikleri sunuyor, araştırma zevkimizin bile yok edildiğini hissediyorum. Pek çok insan, okumak isteyip bir türlü zaman ayıramadığı kitapları okuyabilecek zamanı bulmanın mutluluğunu paylaşmış sosyal medyada. İnsanlar en çok kitap paylaşımını, uzunca bir süredir sadece bir haftalık tatillerinde, plajda yapıyordu uzunca süredir.


Artık kimse, birbirine boş zamanlarında ne yaparsın diye sormuyor.


Artık boş zamanımız yok, kaliteli zamanlarımız var. Dünya tarihinde bir salgına tanıklık ettiğimiz bu günlerde, yıllar sonra kavuştuğumuz o boş zamanı doldurmak için yine canla başla çalışıyoruz. Evde zamanımızı kaliteli hale getirmeliyiz! Yapabileceğimiz o kadar fazla şey, o kadar panik halinde sunuluyor ki! Bu önerileri içeren paylaşımları gördüğümde, kendimi market kasasında ödemeyi beklerken, son dakika satın almanız için kasanın dibine iliştirilmiş dondurma dolabına ya da çikolata rafına bakar gibi hissediyorum. Psikolojide pazarlamacıların tüketicileri istismar etmek için kullandıkları "karar yorgunluğu" denilen bir durum var diyor Dr.Greger. Görünüşe göre, insanların kısa bir zaman içerisinde, pek çok karar verme kapasitesi sınırlı ve kararların kalitesi, sonunda düpedüz mantıksız seçimler yapmaya başlama noktasına kadar bozuluyor. Süpermarketler bu yüzden kasanın yanına abur cuburları diziyorlar. Ortalama bir süpermarkette, kırk bin ürün arasından geçtikten sonra, dürtüsel satın almaya geçmek için daha az irademiz kalıyor. Sosyal medyada paylaşılan evde yapılacaklar listeleri, yaşadığımız sosyal, ruhsal ve ekonomik panik havası içerisinde sanki bana zorla pazarlanan, kasanın yanına iliştirilmiş çikolatalara benziyor.


Aslında, hiç bir şey yapmak zorunda değiliz. Günümüzü, saatlerimizi hıncahınç doldurmak zorunda değiliz. Üstelik, çocuğunuz/çocuklarınız varsa kendinize bu kadar çok zaman ayırabilmeniz de gerçekçi değil. Sanal ortamda, sadece British Museum'u hakkıyla gezmek için bir tam gününüzü ayırmanız gerekiyor. Yapılabilecek alternatiflerin sayısı arttıkça, yapamadıklarıma üzülüyor ve psikolojik, görünmeyen bir baskı hissediyorum bazen. Bir şeyler yapma, özellikle daha önce yapmadığın bir şeyler, yeniyi deneyimleme baskısı! Değişik şeyler denemenin hayatımıza zenginlik katacağı aşikar, ancak sürekli yeni ve farklı deneyimin peşinde koşmak bizi kendimize yabancılaştırmıyor mu? Yeni deneyimlerin peşinde koşarken, rutinlerimizi göz ardı ediyoruz. Oysa her sabah kalkma saati, kahvaltı zamanı gibi belli rutinlere sahip olmak yeni deneyimlerden daha güvende, daha iyi hissettiriyor.



Bu dönem, nasıl iyi hissediyorsak, öyle olsun. Kaygıların altında eziliyoruz ve yorgun hissediyoruz. Psikiyatri uzmanı, Dr.Samuray Özdemir, bunun bir travma yanıtı olduğunu, sebebinin de salgının stresine bağlı "allostatik yüklenme" olduğunu söylüyor. Yani vücudumuz, stresle baş etmeye çalışan sistemlerini son hız devreye sokuyor ve fiziksel yorgunluğa yol açıyor.


Müzelere mi göz atmalıyım, Netflix'deki diziyi mi izlemeliyim, online derse mi kayıt olmalıyım? Parçalara böldüğümüz zaman yetmiyor, Bugün, hiç bir şey yapmadan, sadece tavana bakarak uzanmak istiyorum. Belki yemek bile yapmamak, biraz peynir ekmekle idare etmek.

Sağlıcakla...













127 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör