• Güneye Yerleşmek

PANDEMİ DÖNEMİNDE RESTORAN İŞLETMEK

Bir virüsün gölgesinde, yepyeni bir dünya düzenine uyandık. Kişisel hijyenimize, sosyal mesafeye ve dokunduğumuz her şeye dikkat ettiğimiz, hassas bir dönemden geçiyoruz. Zorlu ama dönüştürücü tarafları olduğunu da görmezden gelemeyiz. Kendine zaman ayırabildiğinden mutlu olan tek kişi ben değilimdir, sanırım :) Elbette, yaşanılan ortama güvensizlik, hastalık korkusu ve maddi kaygılar zorlu, ağır yükler. Turizm işletmecileri olarak omzumuzda bu ağır yüklerle sezonu açtık.


Turizm bölgelerinde özellikle konaklama işletmelerinin büyük kısmı halen açılmadı. Açanlar da büyük bir belirsizlik ve tedirginlik içinde nasıl bir sezon olacağını merak ediyor. Biz de, İncir Kayaköy olarak geçen seneki kadromuzla, karanlıkta gözüne ışık tutulduğunda şaşıp kalan bir tavşan edasıyla sezonu açtık.


1 Haziran işletmelere açılış izni verildi; ancak açılış süreci, kimsenin ne yapacağını bilemediği belirsizliklerle başladı. İlk hafta henüz genelgeler netleşmediği için, işletmecilerin ne yapacağını birbirine sorduğu garip bir dönemden geçtik. Belirsizlikten beslenen fısıltı gazetesi de boş durmadı elbette! Gerçek olmayan, o kadar çok haber dolaştı ki karışık olan zihinlerimiz arap saçına döndü. Yine de işletmelerin birbirine yardım ettiğini görmek, belki de yegane güzel şeydi.


Görsel: Eater.com
Görsel: Eater.com

AÇMADAN, KUŞ OLUP GİDENLER


Her kriz durumunda ortaya çıkan fırsatçılar elbette çok uzağa gitmiş olamazlardı :) Korona öncesi 75 TL'ye satılan kızılötesi ateş ölçer cihazları, 350 TL'ye bile bulmakta zorlandık. Kapı önüne konumlandırılacak, elinizi uzattığınızda otomatik dezenfektan veren basit bir düzenek 1500 TL civarında satılıyor. El değmeden, otomatik dezenfektan veren cihazların tanesi 300 TL dolaylarında. Fırsatçıların başında, temizlik malzemesi satan firmalar geliyor anlayacağınız. Hızlı bir pazarlama hamlesiyle “virüsten korunma paketleri” hazırlanmış, broşürleri işletmelere dağıtılmış. Bu temizlik paketlerinin içinde tuvalet temizleyicilerden, el sabunlarına tüm ürünler paket halinde sunuluyor. En ucuzunu yaklaşık 1000 TL’ye bulabileceğiniz bu paketlerden birinde “antibakteriyel el sabunu” dikkatimi çekiyor. Virüse etki etmiyor ki diyorum içimden :) Bu süreçte en kritik olan, almamız gereken cihaz, ULV yani sisleme makinası. Müşteriler gittikten sonra oturdukları masayı, dokundukları nesneleri buhar formunda, dezenfektan sıvıyla temizleyen bu cihazı 1500 TL’ye satın aldık. Kaşık, çatal, bıçak ve peçeteleri kılıflara koyduk. Tek kullanımlık tuz ve karabiberler aldık. Her masamıza birer tane mis gibi kokan, nostaljik Eyüp Sabri Tuncer limon kolonyası yerleştirdik. Kısacası, tüm işletmeler gibi biz de kapılarımızı açabilmek için bir hayli harcama yaptık.


UYGULAMALAR, DENETİMLER VE CEZALAR


İşletmeler, girişte misafirinin ateşini ölçmek ve kimlik bilgilerini almak zorundalar. Ateşi 39 C üzerindeki misafirleri hastaneye yönlendirmeleri bekleniyor. Her misafire mutlaka maske temin etmek zorundalar.


Birçok misafirimiz gelmeden önce kaygı dolu sorularla bizi arıyor, hijyen önlemlerimiz konusunda bilgi almak istiyor. Aslında bu iki taraflı bir durum. Bizler işletmeciler olarak herkesten önce kendi sağlığımızı düşünmek zorundayız. Dışarıdan, başka şehirlerden gelenler bize virüsü taşıyabilir ve bu nedenle üzerimize düşen tüm hijyen kurallarını harfiyen, önce kendi sağlığımız için uyguluyoruz. Bütün işletmelerin hijyen konusuna aynı hassasiyetle yaklaştığına eminim.


Denetimler de sıklıkla devam ediyor. Açıldığımız ilk gün Zabıta denetiminden geçtik. İkinci gün İlçe Tarım mutfağımızı denetlemeye geldi. Tüm denetimlerden alnımızın akıyla geçtik ama ilk iki gün, iki denetimden geçmek biraz zorluydu. Komşu işletmelerden, 22:00 kapanış saatine uymayan veya 18 yaş altı çocuğuyla gelen misafirler sebebiyle ceza alanlar olduğunu duymak üzücüydü. Cezalar epey yüksek, 8000 TL, 12.000 TL, 16.000 TL şeklinde artıyor.


Salgından kurtulmak için, işletmeleri ziyaret edenlerin de aynı hassasiyetle konuya yaklaşması gerekiyor. İnsanlar girişte ateş ölçümünü sıkıcı bulduğunda, bilgilerini vermek ya da maska takmak istemediğinde, kapanış saati uygulamalarına dikkat etmediğinde sadece işletmeleri zora sokmuyor. Aynı zamanda virüsün yayılmasına da davetiye çıkarmış oluyor.


Bu yeni hayat düzenine ne kadar hızlı adapte olursak, ne kadar çabuk benimsersek o kadar iyi olacak. Tamamen izole, yalnız bir hayat sürmek de çözüm değil. Evde oturup, virüsün yer yüzünden silinmesini beklemek sonsuza kadar sürebilir. Yediğimize, içtiğimize, bağışıklığımıza dikkat ederek, hijyen kurallarıyla ve maskeyle yaşamaya bir an önce alışmak zorundayız.


Sağlıklı, serin kanlı ve pozitif kalın..


28 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör