• Güneye Yerleşmek

TOPRAK ANADAN DEV HİZMET : İNZİVA AYAĞIMIZA GELDİ

Aslında dün yeni açtığınız işletmede beklenmedik durumlar konusunda bir yazı yazmıştım ama içinde bulunduğumuz karmaşık ve endişe dolu durumu düşününce paylaşmaktan vazgeçtim. Kimsenin, yeni bir işletme açmayı hayal edecek takati kalmadı... Ayrıca bırakın yeni işletme açmayı, bugün var olanlar bile kapalı. Sokağa çıkma yasağı henüz ilan edilmese de insanların kalabalık halde bulunabileceği hemen hemen her yer, geçici süreyle kapatıldı.


İncir'i ilk açtığımız sene 2018'in Mayıs ayıydı ve ülkede Haziran 2018' de yapılacak seçimler için nefesler tutulmuş, tatiller ertelenmişti. İkinci yılımızda, 2019'un Şubat ayında Kayaköy'de, köylülere göre 80 yıldır görülmeyen yağmur yağdı ve sel oldu. Hem restoranımız, hem evimiz sular altında kaldı. Sular çekildiğinde, evin zemini suyun yükseldiği en yüksek seviyeye kadar kurumuş, kahverengi çamurla kaplıydı. Yine de hızlıca toparladık, temizledik, suyun en son çekildiği bahçede peyzaj yapamadan, ekip biçemeden 2019 sezonunu Nisan ayına yetiştirebilmiştik. Bu sene de binlerce insanı canından eden, daha da binlercesini eve hapseden, kaygı bozukluğu sebebi CoVid19 virüsü kapımızda. Böyle bakınca üçte üç! Bu İncir'den gerçekten bal damlıyor, bal :) "Hayatı da siz yaşıyorsunuz" diye serzenişte bulunan arkadaşlar, görüyorsunuz ki hayat her yerde çok zor. Güneye yerleşmek, kurumsal hayatı bırakıp, şirin bir meyhane açmak hayatınızı daha kolay hale getirmiyor.



Dün gece itibariyle Türkiye'de CoVid19 salgınında ilk ölümlü vakamız duyuruldu ve hasta sayısı 98'e çıktı. Bizden önce salgını yaşamaya başlayan ülkelerin istatistiklerine baktıkça, az çok nasıl tırmanacağını tahmin edebiliyoruz. Üzerimize düşenleri yapmaktan, evde kalmaktan, kendimizi izole etmekten, bir nevi inzivaya çekilmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.


İnzivalara artık para vermeye gerek kalmadı; toprak ana, inzivayı ayağımıza getirdi. Kendimiz, halimiz, ahvalımız, yaptıklarımız, ilişkilerimiz, yaşadığımız evren, tükettiklerimiz ve en önemlisi yaşam şeklimiz üzerine düşünecek bol bol vaktimiz olacak. İki gündür, insanlar eve kapanınca Venedik'in temiz akmaya başlayan, içinde balıklar ve kuğular görülmeye başlanan kanallarına, tüm dünyadan azalan hava kirliliği raporlarına denk geliyorum. Yaptığı kabahati anlaması için evden çıkmama cezası verilmiş çocuklar gibi hissediyorum kendimi.


Sabah buzdolabını toplarken, plastik kapları kenara ayırdım her zamanki gibi. Tekrar kullanılabilir ambalajları atmıyorum, komşum Selma'ya vermek üzere topluyorum. Evde yaptıkları zeytinleri, turşuları, yoğurtları ya da yumurtaları satarken koymak için her zaman ekstra kaba ihtiyacı oluyor Selma'nın. Bugün, kapları toplarken kendimi garip hissettim. Düşünsenize, bu karantinada sokağa çıkan ve alan olmadıktan sonra evde kilolarca yoğurt yapmanın ne anlamı kaldı. Hayatlarımız, farkında olmadığımız ne kadar ince ağlarla birbirine bağlı aslında, bazen boş bir yoğurt kovası veya cam bir su şişesiyle.


Sonra yediklerimizi düşündüm. Kendi kendime yumurtanın hepsini bitirmeyeyim dedim, ne kadar evden çıkamayacağımız belli değil. Ne kadar hesapsızca yediğimizi ve tükettiğimizi, şimdi evde ne varsa onunla nasıl idare etmemiz gerektiğini düşündüm. "İdare etmek" deyimini unutalı çok oldu sanırım. Çocukluğumuz böyleydi; anneler, babaanneler hep tutumluydu, hesap ederlerdi. Şimdi ne kadar tutumlu ve hesaplı da olsak, ihtiyaçlarımız markette, bakkalda, on dakika uzağımızda; hatta yerimizden bile kalkmasak, kapımıza getiren marketler, web siteleri var. "Şeylere" ulaşmaya ister istemez aşina olduk. Fazlalıklar ve kolaylıklar denizi içinde yüzüyoruz.


Açık olan şu ki salgından önceki dünya düzeni ile salgından sonraki dünya düzeni arasında fark olacak. Belki ekonomi düzeni de değişmek zorunda kalacak. Endişenin, kaygının ve evde kapalı kalmanın, bizlerin yaşamında bireysel olarak neleri değiştirecek? En çok onları merak ediyorum. Birlikte göreceğiz.


Sağlıcakla ve evde kalın..

102 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

© 2023 by Güneye Yerleşmek