• Güneye Yerleşmek

ZAMANIN KOKUSU

Byung Chul Han'ın Zamanın Kokusu / Bulunma Sanatı Üzerine Felsefi Bir Deneme kitabını okuyordum. Çevirisi son derece başarısız ancak içeriği son derece etkileyici. Zaman üzerine daha derinlikli düşünmek için hoş bir tesadüftür belki eve hapsolduğumuz bu dönemde karşılaşmak.


Kitapta zamanın eskisine göre daha hızlı aktığı hissiyatı anlatılıyor. Bu hissiyat, zamanı algılayış biçimimizdeki sapmadan, diğer bir deyişle zamanın dağılmasından kaynaklanıyor. Zamanın, düzenleyici bir ritmin eksikliğini çektiğini söylüyor Chul Han. Hayatlarımızın sürekliliği, düzenleyici yerleşik yapıların olmasıyla sağlanabilir. Sürekli bir iş, sürekli yaşanan bir muhit, sürekli bir aile ilişkisi, sürekli dostluklar.. Liste daha uzar gider. Hayat ancak, özdeşleşeceği şeylerle devamlılığını ve sürekliliğini koruyabilir. Bugün yaşadığımız dünyada, özdeşleştiğimiz şeylerin büyük çoğunluğu devamsız ve geçici. Sürekli bir değiştirme hali içerisindeyiz. Zamanın akışını sağlayan, düzenleyen, ritme sokan sürekli yapıların sayısı gittikçe azalıyor. Etrafımızda yankılanan sesler çoğunlukla işinden, yaşanılan yerden, eşten, anne-babadan, kardeşten, arkadaşlardan sürekli bir sıkılma hali içerisinde şikayetler... Memnuniyetsizlikle, sürekli daha iyisinin olabileceğine olan inançla arayıp duruyor insan. Yeniyi denemekten imtina etmiyor. Yeniyi denedikçe, kendi kurduğu, emek vererek inşa ettiği yapıları, kökleri koparıp kolayca kenara atabiliyor. İş değiştirmek, güneye yerleşmek hikayesi de biraz böyle değil mi? Bir öz eleştiri olarak da değerlendirebilirsiniz. İnsanın gittiği her yere sıkıntısını da birlikte götürdüğünü düşününce özellikle.. İnsanın bağlandığı dayanaklar olmadığında, zaman bir çığ misali hızla yuvarlanıyor.




Kitabın değindiği bir diğer güzel nokta, vaat etme, sadakat, adanmışlığın zamansal pratikler olduğunu hatırlatması. Bu pratikler, şimdiki zamanı geleceğe doğru bağlayarak onu devam ettiriyor ve geleceği tutuyorlar. Zamanda istikrar sağlandığında, süreklilik duygusu da ortaya çıkıyor. Böyle olmadığı durumlarda yeniden başlıyor; yaşam imkanları arasında oradan oraya sıçrıyor insan. Bir olasılıktan diğerine dolanıp durmak insanı yorgun ve huzursuz kılıyor. İş değiştirmek, şehir değiştirmek konularına bir de bu gözlerle bakmak farklı bir bakış getirebilir. Bunu neden istediğinizi sorgulamak belki ilk atmanız gereken adımdır.


Bugünlerde öylesine değişik günlerden geçiyoruz ki hızlanmak bir kenara, zaman şu an durmuş vaziyette. Hiç birimiz geleceği, bu virüsün bizi ne kadar hasta edebileceğini, hangi yakınlarımıza bulaşacağını, sevdiklerimizi kaybedip kaybetmeyeceğimizi ön göremiyoruz. Bu kopukluk yüzünden mutsuzuz, endişeliyiz. Zaman asılı kalmış gibi, geçmek bilmiyor.


Sanki hepimiz içinde bir "Hsiang yin" saati olan bir odanın içinde kapalı kalmışız. Hsiang Yin antik çağlardan kalma bir koku saati. Zamanı kokuyla ölçmeyi hayal etmişler, Çin'de ve Hindistan'da. Zamanın geçtiğini kokularla anlatan bu saatle, zamanın kokusu kapalı bir odanın içinde asılı kalıyor, diğer kokulara karışıyor ve uçmuyor. Zaman akıp giden bir şeyden ziyade, mekanı dolduran bambaşka bir şeye dönüşüyor.


Koku saati çalıştıkça, tütsüsü yandıkça, odayı dolduran ve asılı kalan zaman, pek çok şiire konu oluyor. Şiirlerin çoğu bir anlatıdan ziyade, derin düşünmeye dair:


"Baharda yüzlerce çiçek, sonbaharda ay-

Yazın serin bir rüzgar, kışın kar.

Ruha faydasız bir şey yapışıp kalmıyorsa,

İnsan için en iyi zamandır o mutlaka."


İyi zaman, "faydasız" şeylerden kurtulmuş bir ruh erişebilir ancak diyor Byng- Chul Han. İçinde bulunduğumuz eve kapanma, kendimizle kalma durumunun, virüsten sonrasını, yapacaklarımızı, faydalı ve faydasız şeyleri tespit etmek için güzel zamanlar olduğunu inkar edemeyiz sanırım.


Sağlıkla, sevgiyle ve evde kalın..





35 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

© 2023 by Güneye Yerleşmek